Türk Halk Müziği; son yıllarda gerek fiziksel özellikleri, gerek tavırları, gerekse yorumları bakımından ‘klasik TRT tavırlarından ve Halk Müziği geleneğinden’ uzaklaşmanın popülerlik anahtarı olduğunu varsayan, ancak ‘çağdaşlığı yakalama’ yolunda bu çalışmalarını düzgün yorum, yeterli repertuar ve türkü sevdası - saygısı ile birleştiremeyen isimleri kültüründe barındırmak zorunda kaldı. Ama bunun yanı sıra tüm bu kriterleri gözeten ve başarılı bir şekilde kendini ve türküleri ifade eden pek çok sanatçı da kazandık. Bu isimlerden biri de, bu ayki sohbet konuklarımızdan Oktay Ertuğrul… İşte kendisi ile konuştuklarımız…
M : İlk günden bu yana hangi yöreden, hangi türden olursa olsun; başarılı olan her yapıtı sayfalarımızda tanıtmak bizim yegane amacımızdı. Her ne kadar herkese eşit uzaklıkta olsak da, Elazığ’lı sanatçılar bizim için hep özel oldu. Siz de Elazığlı’sınız. Biz aslında sizi çok iyi tanıyoruz ama, sohbetimize genel bir tanıtımla başlasak…
OE : Öncelikle derginizin kalitesini takdir ve hayranlıkla takip ediyorum. Bunun üzerine bir de Elazığ’lılık eklenince hayranlığım gurura dönüştü. Kısaca bahsedersek türkülerle birlikteliğim Elazığ’ın Aydınlar (Hedi) Köyü’ndeki dut ağaçlarında başladı. 7 – 8 yaşlarında yaramazlık yapıp dayağı yiyince dut ağaçlarının tepesinde ‘Dut ağacı boyunca, dut yemedim doyunca’ türküsünü ağlaya ağlaya söylediğimi dün gibi hatırlıyorum. Bu sevgi beni sonunda İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’na kadar götürdü. Şan Bölümü’nü bitirmeye yakın TRT’nin düzenlediği ses yarışmasına katılıp dikkat çektim. 7 yıl İstanbul Radyosu’nda görev yaptım. Sağolsunlar dinleyenlerim bana ‘Şark Bülbülü’, ‘Fırat’ın Avazı’ gibi hoş lakaplar taktılar. Sevgileri ve destekleriyle beni albüm yapmaya cesaretlendirdiler.
M : TRT Oktay Ertuğrul’a neler kattı, bize TRT’li yılları nasıl anlatırsınız?
OE : TRT’nin artıları saymakla bitmez. Ancak en önemlisi usta – çırak ilişkisinin yaşatıldığı tek kurum oluşu… Konservatuar tabii ki çok birikim katıyor, ancak TRT Halk ve Sanat Müziği açısından gerçekten de büyük bir sahne… Pratik yaparak, ustalarla iç içe olarak, sanatçılık kişiliğiniz gelişiyor. Hücrelerinize kadar profesyonellikle dolup, gerçek bir sahneyi yaşıyorsunuz. O sahnede Ümit Tokcan, Turan Engin, Zülküf Altan, İclal Akkaplan, Bircan Pullukçuoğlu, Emel Taşçıoğlu gibi duayenlerle bir arada olmak büyük bir haz.
M : Albüm yapabilmek için TRT’den ayrıldınız. TRT’nin bu uygulamasına nasıl bakıyorsunuz?
OE : Tüm bu artıların yanında TRT sanatçılarının özel kanallara çıkamaması, albüm yapamaması tabii ki büyük eksiklikti. Günümüzdeki yozlaşmanın da sebeplerinin başındaydı. Neyse ki, bunu TRT yöneticilerimizde fark ettiler ve yeni çıkan düzenlemeyle yasakları kaldırdılar. Ben de bu zorlukları yaşayan bir TRT sanatçısı olarak, yasağı kaldıran yöneticilerimizi canı gönülden kutluyor, teşekkür ediyorum.
M : Sizce de TRT bu tür uygulamalar sebebiyle Gökhan Sezen, Umut Akyürek, Esra İçöz gibi TRT’nin geleceği olabilecek isimleri kaybetmedi mi?
OE : Tabii ki… TRT’li tek kanaldan, özel kanalların çoğaldığı döneme geçişte yaşanan hızlı değişimde, yasakların devam etmesi çok can yaktı. Çok da tezat oluşturdu. Örneğin 8 yıl TRT’nin iftihar vesilesi olan Umut Akyürek, son beş yıldır adeta cezalı, tek bir TRT programında yer almadı. Oysa TRT misyonuna yakışmayan bir sürü isim TRT’ye çıkıyor. Gönül TRT’nin kendi evlatlarına sahip çıkmasından yana…
M : TRT Genel Müdürlüğü’ne gelmiş olsaydınız, özellikle Türk Sanat Müziği ve Halk Müziği adına neler yapardınız?
OE : Çok başarılı sanatçılarıma kendim albüm yapar, onların yolunu açar, bu millete layık yapımlarla genç isimleri lanse ederdim.Rumeli Hisarı, Dolmabahçe gibi mekanlarda prime time’da kaliteli konserler düzenlerdim.
M : Yeni çıkacak olan TRT yasası konusunda neler düşünüyorsunuz?
OE : Bu yasa TRT sanatçılarının silkinişi ve piyasaya bir balans ayarı olacak. Tabii ki TRT sanatçılarını, evlatlarını desteklerse…
M : Gelelim albüme… Bu albümü yapma fikri nasıl oluştu ve çalışmalar ne zaman başladı?
OE : TRT’de dikkat çektikten sonra izleyenler hep cesaretlendirdi beni. Aslında konservatuardan beri albüm teklifleri aldım. Ancak bunlar fantezi yapımlardı, maalesef teklifler sesime, birikimime değil; kaşıma gözümeydi. Bense Anadolu’nun birikimini yansıtmak ve genç arkadaşlarıma taşımak istiyordum. Sonunda gözümü kararttım. Varımı, yoğumu, duygularımı katıp; ‘Lirik’ dalı albümü hazırladım. Benim yapacağımın en iyisi olmadı bence ama, tarzım, duruşumla dikkat çekip, adımdan söz ettirmeyi başardım. Bundan sonraki albümümle daha geniş zamanda, olması gereken finansla esas birikimimi göstereceğimden hiç şüphem yok.
M : Albümün ismi neden “Lirik”?
OE : ‘LİRİK’ kelime anlamı olarak coşkun, en yüksek duygu yoğunluğu demek. Anadolu insanı da duyguların en taşkın olduğu anda türküleri yakmış. Kısaca türkülerin dili lirik.
M : Albümde potporideki türkülerle birlikte 15 güzel eser var. Repertuarı belirlerken neleri kıstas aldınız? Repertuarda daha çok Güneydoğu, Doğu Anadolu ve Kerkük türküleri mevcut. Bunda sizin bu yöreye daha yakın olmanız mı etken oldu, yoksa sizin gırtlağınız bu yörelere daha mı yatkın?
OE : Öncelikle hakim olduğum yörelerle yola çıktım. Bundan sonra diğer yörelerin türküleri de olacak albümlerimde… Sonuçta her yöreyi okuyabilecek birikim ve eğitime sahiptir TRT sanatçıları…
M : Elazığ’dan Ahçik türküsü var albümde. Üzerinde çok konuşulan ve son günlerin en popüler türkülerinden biri olan “Ahçik”i seçmenizdeki sebep neydi?
OE : Ahçik bir dönemin aynası… Aşkın sınır tanımazlığının kanıtı bir türkü. Elazığ’lı gençle Ermeni kızı Ahçik’in ümitsiz aşkı anlatılıyor. Bu arada Elazığ türkülerinden oluşan bir albüm yapmak hayallerim arasında…
M : Albümü dinlediğimizde her türkü yöresine uygun çalınıp, söylendiğini gördük. Albümün bu özelliğinden dolayı sizi ve ekibinizi tebrik ediyoruz…
OE : Albüm kapağımda bütün ekibime teşekkür ettim. Sizin aracılığınızla bir kez daha tekrar etmek isterim. Albümde kimsenin önüne nota koymadım, herkes istediği gibi çaldı. Lezzeti de buradan geliyor sanırım.
M : Albümde kliplendirmeyi düşündüğünüz türküler hangisi?
OE : Dinleyenler en çok ‘Burası Adıyaman, Ahçik, Eşref’ i sevdiler. Bunlar olacak sanırım.
M : Oktay Ertuğrul dinleyici olarak kimleri dinler?
OE : Kaliteli olan her türlü müziği ve sesi dinlerim. Çok isim var. Şebnem Ferah, Funda Arar, Zara, Onur Şan, Hüseyin Turan, Kubat, Umut Akyürek… Saymakla bitmez.
M : Son zamanlarda ortada magazin yanlarına güvenip dolanan, türkülerinden çok söylemleriyle gündemde olan bir sürü isim var. Türküleri layıkıyla okuyan biri olarak ne diyeceksiniz bu kişiler hakkında?
OE : Söyleyecek fazla söz yok aslında. Soruyorsun, Diyarbakırlı’yım, Urfalı’yım diyor. Aksanından İstanbul’a dün gelmiş sanırsınız, ama hiç gitmemiş oralara. Celal Güzelses’i, Kazancı Bedii’yi bile tanımıyor. Yöresinin türkülerinden bihaber. Ama Anadolu insanı bu arkadaşları ciddiye almıyor tabii ki…
M : Şimdi dilerseniz biraz da özel yaşantınıza gelelim. Umut Hanım’la nasıl tanıştınız ve evliliğiniz nasıl gidiyor?
OE : Konservatuardaki sınıf arkadaşlığından bugünlere hayat arkadaşlığına geldik. Biz her şeyden önce arkadaşız, üstelik kalbi bu ülkenin kültüründen yana atan iki çılgınız. Ben Umut Akyürek’i ‘Musikimizin Şu Çılgın Türkü’ olarak görüyorum. TRT’den tek başına çıkıp piyasadaki kaygan zeminde başarılı oldu. Ben de her zaman olduğu gibi yanındaydım.
M : Evde Umut Hanım’la birlikte şarkılar, türküler okur musunuz? Bu duruma komşularınızın tepkisi oluyor mu? (Keşke bizim komşumuz olsanız)
OE : J J J Teşekkürler. Komşularımız bedava konser dinliyor tabii ki… Özellikle benim uzun havalarım bazen bıktırıyor olabilir J
M : Umut Hanım’ın albümünde bir parçayı beraber okumuştunuz. Böyle düet bir albüm yapmayı düşünür müsünüz?
OE : Düet planlı bir şey değildi. Vokal yapmıştım aslında… Arkadaşlar bize sürpriz yaptılar, çok da beğenildi. Yeni bir proje neden olmasın? Belki de bir televizyon programı…
M : Elazığ’a gelir misiniz? Elazığ’lı hemşerilerinize bizim aracılığımızla nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?
OE : Elazığ’a, köyüme her sene giderim. Ruhumu dinlendiririm, kendimi bulurum. Elazığ benim memleketim. Aşkımın başkenti. Köyümü, mert hemşerilerimi düşününce gözlerim dolar. Beni yalnız bırakmasınlar, hemşerilerimden isteğim bu…
M : Bize vakit ayırdığınız çok teşekkür ediyoruz. Son olarak neler söylemek istersiniz?
OE : Ben teşekkür ederim. Harika sorulardı. Hepsinin çok daha uzun cevapları vardı ama, tüm dergiyi doldurmak istemedim. Beni layık görüp, kaliteli derginizde yer ayırdığınız için teşekkür ederim. Tüm okurlara sevgiler.