|
90’lı yılların sonlarına doğru ülkemizde Rock Müziği’nin gündemde olduğu bir dönemde tanıdık sizi. O yıllara dönerek başlamak istiyoruz sohbetimize.
O dönemlerde
aslında rock müzik bu denli revaçta değildi. Daha zordu her anlamda kendimi anlatmam. Önce o dönemlerdeki yapımcımın beni anlamasını bekledim uzunca bir süre. Hiçbir zaman “Ben rockçıyım” yada “Popçuyum” dememiş olsam da, sanırım içerik ve duruş olarak öyle algılandı.
Özdemir Asaf gibi bir büyük edebiyatçının şiiri olan “Lavinia” ile daha büyük kitlelere ulaştınız. Lavinia’yı şarkı haline getirme fikri nasıl doğdu? Edebiyatta klasikleşmiş eserlerin şarkı haline getirilmesi, her zaman bir kesim tarafından eleştirilmiş ve kabullenilmemiştir. Bu tür tepkiler aldınız mı?
Tabii
ki aldım ve itiraf etmeliyim ki haklı gerekçeler de yok değildi. Özellikle klipte “Hayali lavinia”yı bedene taşımış olmamız yadırgandı, doğruydu da. O büyük şiiri besteleme fikrimi de, Mazhar Alanson dinleyiciliğime borçluyum. O oynuyor diye gittiğim ve en sağlam fantastik Türk filmi olan “Arkadaşım Şeytan”ın final sahnesinde; insanın şeytanlığı karşısında çaresiz kalıp melekleşen şeytanın, dünyalı sevgilisine veda şiiriydi. 18 yaş heyecanı ve cesaretiyle yapmıştım. Kısmi eleştirilere karşın iyi bir merhaba şarkısı olduğunu düşünüyorum hala.
“Şu yalan dünyada bir hitimiz oldu!!!”
Asıl büyük çıkışınızı 2003 yılında çıkardığınız “Orijinal Altyazılar” adlı albümle yaptınız. “Alev Alev, FD” milyonların diline düştü. Hala radyoların en çok çaldığı Feridun Düzağaç şarkısı olan “Alev Alev” şarkısının öyküsünü alabilirmiyiz.
O şarkının albümde yer almasını aranjörüm Cengiz Köroğlu’na borçluyuz. Ben yazdığım şarkıları ayırt edemem. Benim yedek listemde idi, o uyardı ve sayesinde şu yalan dünyada bir hitimiz oldu.
“Orjinal Altyazılar” albümünde okuduğunuz “FD” şarkısıyla Feridun Düzağaç artık FD olarak anılmaya başlandı. Bu markalaşma için atılmış bir adım mıydı, yoksa şarkı çok tuttu ve FD sizin üzerinize mi yapıştı?
Benim müzik yolculuğum hiçbir zaman sektörel olmadı, olması da kendimi inkar olur.
Buradan çıkışla bazı pop kültürü unsurlarının hayatıma bir etkisi olamayacağını, adımdan daha emin söyleyebilirim
. Marka, imaj, pr denen tanımlamalara kafam basmaz, ben anlamam o işlerden. “fe de” onsekiz yaşımdan beri; kendi yazıp çizdiklerime, tasarladığım şeylere, arkadaşlarım için yazdığım yıllık yazıları dahil herşeyin altına bir imza gibi attığım bir çeşit mahlastır benim için. Söylemesi ve yazması kısadır. Farklı olma kaygısı ya da imaj çalışması değildir.
Şimdi gelelim son albüme… Öncelikle çok ilginç bir ismi var albümün. “Uykusuza Masallar” ismi nasıl çıktı?
Kızımı uyutmayı beceremediğim bir geceden takılmıştı aklıma. Albüm kapağı illüstrasyon olunca bir anda yakıştırdım. Sanıldığı gibi ilginç albüm adı koymak adına kendimi parçalamıyorum ama, albümler kadar adlarının da sanal ortamda sohbet konusu edilmesini de bir ayrıcalık olarak algılayıp mutlu oluyorum
Albümde yer alan 12 eserde yine sizin imzanızı görüyoruz. Bu şarkılar içinde hangisi sizin favoriniz.
Derin yalnızlığımı ve imkansız aşk’tan yana oluşumu
günlük konuşma diliyle
anlatmayı denediğim “
yeniköy
” ve kendi hallerimle eğlenerek yazdığım şarkılar ailesinden “
hazırcevap
”ı sayabilirim ama; herkesin başka şarkıları sevdiğini görmek de, bir şarkı yazarı için iyi hissettiren bir durum.
“Bir gün ölümsüz bir hit yapabilirsem o şarkının ismini albümüme verip o şarkıya tapınacam” demişsiniz. Bu söyleminizle anlıyoruz ki, henüz istediğiniz şarkıyı besteleyemediniz. Peki mevcut eserleriniz içinde o tapınmayı düşündüğünüz şarkıya yakın şarkı hangisi?
Aslında öyle değil. Albümün adını varolan şarkılardan birinden seçerek dinleyiciyi yönlendirmemek gerektiğini anlatmak adına söylediğim bir şeydi. Yazdığım şarkıları tabii ki önemsiyor ve beğenildiğini izlemekten gurur duyuyorum. Bir çok şarkımı yazmış olmaktan dolayı iyi hissediyorum. Asıl olan dinleyenlerinizin yüklediği anlamlardır ama
.
“Uykusuz Masallar” albümünde çıkış parçası olarak “Söz Ver”i seçtiniz ve klibinizi ona çektiniz. Albümde kaç şarkıyı kliplendirmeyi düşünüyorsunuz? Müzik dünyasının içinde bulunduğu zor şartların sanatçıları engellediğini, klip çekmeyi planlarken bile bir müzik adamından ziyade iş adamı kimliğine bürünmek zorunda kaldıklarını düşünüyor musunuz?
Tesbitiniz için tebrik ederim. Bunun benim cümlem olduğunu sanıyordum.
Korsan başlığı altında son dönemlerde insanların samimiyetsiz bir merhametle yaklaşıp, ‘n’olacak sizin haliniz’ tarzındaki sohbetlerine maruz kaldığımda; kendimi daha çok iş adamı gibi hissediyorum.
Geçen albümü anlatmayı başaramadık sanırım. Bunu anlatmak adına, sayı veremeyecek olsam da; bir çok şarkıyı
şimdiden görselini düşünerek dinlediğimi-zi söyleyebilirim.
Sizin oldukça eğitimli bir fan kitleniz bulunmakta. Bu kadar eğitimli bir hayran kitlesi oluşturmanızı neye bağlıyorsunuz?
Çok net bir biçimde özellikle şarkı sözlerinden diyebilirim.
Yorumcu kimliğinizin yanı sıra besteci olarak da ayrı bir yeriniz var sektörde. Bestelerinizi bildiğimiz kadarıyla kimseye vermediniz, vermeyi düşünüyor musunuz.?
Bir kimlikten bahsedilecekse, bu ilk şarkı yazarlığı olmalıdır. Ben yazıyor olduğum için söylüyorum. Önceliğim yazmaktır. Ben sadece kendi şarkılarını yazan insanlar olsun isterim sektörde tarzı ne olursa olsun. Bu yüzden şarkı paylaşımı çok desteklenecek bir yapı değil. Televizyonlarda bazen duyuyor, izliyor ve çok gülüyorum ‘filanca dan falan tane şarkı aldım patlatacağız ortalığı ‘diye dolanan şarkıcılar var. İlginç geliyor.
“Beni Bırakma” şarkısı albümdeki diğer parçalardan daha farklı geldi bize. “Alev Alev” tınılarına rastladık biraz. Ne dersiniz “Beni Bırakma”, “Alev Alev”in başarısını yakalayacak mı?
Her şarkının farklı bir hikayesi var ve her şarkı kendi özgün hayatını yaşıyor. Hissettiğiniz şeyin olmasını çok isterim ama, hiçbir şey bir başkasının yerini alamaz sanırım. Bu, hayatla ilgili bir çok şeyde böyle. Ama “Alev Alev” kadar sevilecek bir şarkımın daha olması fikri heyecan verici.
En uzun sürede tamamladığınız albüm olarak tanımlamışsınız “Uykusuza Masallar”ı. Neden bu kadar uzun sürdü?
Söz - müzik dengesinde müzikten yana bir ayar yapmamız gerekiyordu.
“Şarkı söylemeyi de bilen şair” tanımlaması tabii ki işitmesi hoş bir kompliman, lakin o tanımlamada ıskalanan bir gerçek var ki; ben bir şarkı yazarıyım.
Müzikal kurgusu,
sözlerdeki yalınlık, bilgecilik arayışım süreci uzattı; ilk tepkiler ışığında iyi ki olmuş diyebiliyorum.
Türkiye’deki Rock Müziği’nin son durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Rock müziğin dünyada her zaman bir felsefesi olmuştur. Ancak ülkemizde rockçıların popüler oldukça felsefelerinden uzaklaştıklarına inanıyoruz. Bizim bu düşüncelerimize katılır mısınız?
Bir sürü içeriksiz ve felsefesiz akımın arasında rock müzik yapan ya da yaptığını sananlardan, bu romantizmi beklemeye hakkımız yok sanırım. Sayfalar dolusu konuşup, incir çekirdeğini dolduramayacağınız bir konu bu. On yıl öncesine göre çok çeşitlilikten söz edebilmek güzel ama, birçok grubu yıllar sonra da bize şarkılar söylerken görebilir miyiz, buna dair ciddi kaygılarım var.
Pentagram, Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi kararlılığında ‘derin’ gruplar bulmak çok şaşırtıcı olur
. Ben Duman ve Peyk hayranıyım. Vega’yı, Aylin Aslım’ı ciddiye alıyor ve inanıyorum. Rock değil de, alternatif olarak tanımlamak gerektiğine inanıyorum. Tüm genç şarkıcı arkadaşlarımdan artikülasyona dikkat etmelerini, hiç değilse bir dinleyici olarak rica ediyorum.
Yabancı müzik yayınlayan radyo dj’i kılıklı şarkıcı istemiyoruz
J
Rock Müzik sanatçıları genelde birbirlerine düetler yaparlar. Sizin böyle bir projeniz yok mu.? Bir bayanla düet yapmanız gerekse kimi tercih ederdiniz?
Müziğini, duruşunu beğendiğim herkes ile cins ayrımı yapmadan düet olabilir ama, bu düet ve featurıng mevzuları özellikle yapımcılar tarafından ticari kaygılarla sevimsizleştiriliyor. Ben Aylin ile Özlem Tekin ile hatta çok uçta belki ama Nil ile yapmak isterim, yaparım da. Ayrıca Teoman’ın düetler albümünde en kayda değer Teoman bestesi olarak “Yollar”ı söyledik, merakla bekliyoruz.
Ama kimseye bir taleple gitmemek gerektiğini acı bir deneyimle söyleyebilirim. Bir gruptan rica ettim ve “olmaz abi” dediler Sağlık oldu
J
Feridun bey sorularımıza verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ediyoruz. Son olarak bizim sormayı unuttuğumuz, sizin eklemek istediğiniz bir şeyler varsa; onları alalım istiyoruz.
Korna benzin yaksın, korna canavarları azalsın. Fede de bu yıl sigarayı bıraksın. Trafikte insan olduğumuzu hatırlatan tabelalar olsun. Herkes hak ettiğini yaşasın. Beşiktaş’ım şampiyon olsun. Sevgiler…
Süpersiniz diyoruz, başka bir şey demiyoruz. Teşekkürler, teşekkürler…..
|