Bir yandan ‘TSM ve THM ölüyor, eskisi gibi rağbet yok, gençler dinlemiyor’ deniliyor; bir yandan da gün geçmiyor ki gencecik isimler ardı ardına türkü, sanat müziği albümü çıkarmasın. Gül Özkan da bu isimlerden biri… Albümü daha bir ayını bile doldurmadı. Biz de bu ayki röportaj sayfalarımızdan birini ona ayırıp, hem biz daha yakından tanımak, hem de sizlere daha yakından tanıtmak istedik. İşte, ofisimizde ağırladığımız Gül Özkan ile yaptığımız sohbetten satırlarımıza yansıyanlar…
* Basın bülteninde müzikle 5.5 yaşında tanıştığın yazıyor. Bu kadar küçük yaşta müzikle ‘Daha dün annemizin kollarında yaşarken’den daha ileri bir boyutta ilgilendiğine göre, aileden alınan bir temel, gelen bir etki olmalı… Yanılıyor muyuz?
Hayır, yanılmıyorsunuz :) 5,5 yaşında annem ve babamın isteğiyle başladım müziğe ve henüz ilkokula bile başlamamıştım. Bu onların tercihiydi aslında önceleri, ama sonradan her şey çok daha başka oldu. Yani artık sadece onların isteği değildi müzikle ilgilenmem. Yaşamımda şimdiye kadar olan hemen her şeyin içinde müzik vardı, hala da var. Çünkü müzik benim için sadece bir iş yada bir zevk değil, adeta yaşama biçimim gibi bir şey.
* Peki bu çocuksu ilgiden albümlü bir sanatçı olmaya varan yolda müzik için, kendin için neler yaptın? Konservatuar mezunusun değil mi?
Evet konservatuar ses eğitimi bölümü mezunuyum. İlk başladığım dönemler ve sonrasında çok önemli hocalardan eğitimler aldım ve sonrasında konservatuar süreci başladı benim için, ardında da yüksek lisans. Yani aslında her şey küçük bir ilgiyle başlayıp sonrasında bunu meslek edinmeme kadar vardı.
* Yavaş yavaş albümden konuşmaya başlayalım. Bu dönemde ‘star’ diye tanımlanan isimler bile albüm yapmakta zorlanırken; sen albüm yapma kararını nasıl aldın. Ve nasıl gelişti süreç?
Aslında albüm yapmak benim düşüncem değil, babamın ve annemin hayaliydi ve ben onların hayalini gerçekleştireceğime söz vermiştim. Çok zorlu bir süreç olduğunu tahmin edebiliyordum ama, o kadar iyi ve başarılı insanlarla çıktım ki bu yola, o yüzden kendimi şanslı hissediyorum.
*Repertuarını nasıl oluşturdun?
Sanırım en zor kısım buydu benim için. Çünkü hangi türküyü dinlersem ya da hangi türkünün notasını elime alırsam, ‘Bunu da okuyacağım’ diyordum. Ama tabii ki öyle bir şansım yoktu:) Sevgili müzik yönetmenim Ali Yılmaz’la beraber karar verdik bu repertuara ve bana çok yardımı oldu.
* Albümün alt yapılarında bağlama, asma davul, klarnet ve zurnanın yanı sıra; gitar, çello, braster da kullanılmış. Repertuar türkülerden ve türkü formunda eserlerden oluşmuş olsa da; çağı yakalamak adına mı enstrumanlarda böyle bir çeşitliliğe gittin sanırız…
Aslında stüdyoya ilk girdiğimizde aklımızda yeni yeni fikirler oluştu. Tabii ki çağı yakalamak ve herkese hitap etmeye çalışmak bizim için önemliydi ama, aynı zamanda da mümkün olduğunca hiçbir türküyü bozmamalıydık ve sanırım istediğimizi yaptık.
* İlk klibin söz ve müziği Serkan Kaya’ya ait olan ‘Sendedir’e çekildi. Çok hoş bir aşk türküsü… Sen de güzel yorumlamışsın. Peki Gül’ün sevgiye, sevdaya bakışı nasıl?
Öncelikle teşekkür ederim, beğendiğinize sevindim. Sorunuza gelince, sanırım bu konuyla ilgili tek bir cümle söyleyebilirim. İçinizde sevgi olmazsa hiçbir şey istediğiniz gibi olmaz.
* Türk Halk Müziği ve türküler senin için ne ifade ediyor? Genç bir isimsin… Mesela neden popüler bir albüm değil de, türkü albümü yaptın? Tamam eğitimin bu yönde ama, en bilindik türkücüler bile artık popüler müzikten medet umarken, sen hiç düşünmedin mi popüler bir albüm yapmayı?
Aşk, sevgi, ayrılık, kavuşmak, acı, keder, mutluluk, hüzün… Yani kısaca her şey benim için türküler… Diğer sorunuza gelince size sadece şöyle bir şey söyleyebilirim, eğer gerçekten müzik yapmak istiyorsanız önce zor olanı başarmalısınız. Evet belki popüler bir albüm yapabilirdim, hatta belki de çok tutardı. Şu anda aldığım riski almamış olurdum ama, işte o zaman yıllarca vermiş olduğum emeği hiçe saymış olurdum. Ama tabii ki bu, hiç popüler bir müzik yapmayacağım ya da öyle bir eseri seslendirmeyeceğim anlamına gelmiyor sadece öncelikli müzik tarzım türküler…
* Korkuyor musun? Bunca eğitimden, emekten sonra sesini, ismini, albümünü yeterince duyuramamaktan korkuyor musun?
Bu işe girerken hiç bir şeyin garantisinin olmadığını bilerek başlıyorsunuz, yani batmayı da çıkmayı da göze alarak… O yüzden de içim rahat. Güzel bir iş yaptığımı düşünüyorum. İşinde çok iyi olan isimlerle çalıştım, umarım herkes beğenir ve severek dinler.
* Peki nedir hedefin?
İşimi severek yapıyorum ve en büyük hayalim tabii ki çok başarılı bir müzisyen olup adımı güzel yerlerde, güzel işlerde duyurmak.
* Kimleri dinlersin? Arabada, evde kimleri dinlemekten hoşlanırsın?
Aslında mümkün olduğunca her müzik tarzını ve kendi alanında başarılı herkesi dinlemeye çalışıyorum.
* Sohbetimizin sonuna gelirken teşekkür ediyoruz. Bizim sormadığımız ama senin söylemek istedikleri varsa, buyur satırlar senin…
Asıl ben teşekkür ederim, bu özenle hazırlanmış sorular için… Bana bu güzel dergide yer verdiğiniz için… Son olarak şunları söyleyebilirim; lütfen türkülerimize sahip çıkalım, çünkü onlar bizim özümüz…