Yüksel ESER Köşe Yazarı Beyin Jimnastiği Yaptık Yazı Detayı
Beyin Jimnastiği Yaptık
(11/14/2008 12:10:13 PM)
Yüksel ESER - yueser@gmail.com
Merhaba Sevgili Dostlar,
Çocukluğumda babamın almış olduğu bir pikaptan çıkan melodilerle başladı müziğe ilgim. Ardından eve alınan kasetçalar ve müzik seti müziğe olan ilgimi iyiden iyiye arttırdı. Akranlarım harçlıklarıyla misketler, toplar alırken ben kasetler, plaklar alıyordum. Hem de kasetçiye (bizim zamanımızda albüm satılan yerlere ‘kasetçi’ denirdi, şimdilerde ‘müzik market’ diye adlandırılıyorlar) gelen her albümü alıp dinliyordum. Tarzı, kime ait olduğu hiç de önemli değildi. Yeni çıkan her kaset arşivimde olmalıydı. Bu sayede şimdi çok büyük bir kaset arşivine sahibim. İşte o günlerde çıkan her albümün kapağını dikkatle inceler ve albümde görev alan herkesin ismini ezberlerdim. Şarkıların söz yazarları, bestekarlar, albümün yapımcısı, yönetmeni, aranjörü; kısacası albüm kapağında ismi geçen herkesin ismini hafızama yazardım. O günlerden çok sevdiğim ve tanışmak için neler neler yapabileceğim iki isimle geçtiğimiz günlerde tanışma ve uzun uzun konuşma imkanı buldum. Bu benim için çok heyecan vericiydi. Nasıl mı oldu?
Ratem toplantısı için İstanbul’da olduğum günlerde, Unkapanı’nda Genel Yayın Yönetmeni’miz Özgen Katlav’la Maksimum Müzik’te derginin bu sayısı için çalışırken, Barış Müzik’in sahibi sevgili dostum Suna Ilgın telefonla beni arayarak iki dükkan yanda olan Elenor Plak’a çağırdı. Elenor Plak benim için Unkapanı’ndaki en özel firmalardan biridir. Çünkü çocukluk yıllarımda almış olduğum kasetlerin çoğunda yapımcı firma olarak Elenor Plak’ın ve Sayın Muhteşem Candan’ın ismine rastlıyordum. Birkaç kez Muhteşem Bey’le tanıştırılmış, ama fazla muhabbet etme imkanı bulamamıştım. Suna beni oraya çağırıyorsa mutlaka konuşulacak bir konu vardır diye tahmin ettim ve hemen Elenor Plak’ın yolunu tuttum. Unkapanı’nın herkes tarafından bilinen o uzun ofislerinden birine sahip olan Elenor Plak’ın kapısından içeri girip, uzun bir koridordan ilerledikten sonra, Muhteşem Candan’ın ofisine girdim. Ofiste Muhteşem Candan, Suna Ilgın ve Atilla Kaya, Semiha Yankı gibi birçok sanatçıya oldukça başarılı albümler yapmış olan Disco Plak’ın sahibi Sayın Mustafa Güngördü vardı. Muhteşem Bey’le daha önce birkaç kez tanıştırılmama rağmen, tanışma seremonisini bir kez daha yaşadık. ‘Memnun oldum’ faslı geçtikten sonra Suna hemen konuya girdi. Ratem ile 4 meslek birliği arasında imzalanan protokolle ilgili görüşlerimi almak için oraya davet edilmişim. Ben de telif konusunda 2001 yılından beri yaşananları, olayın içinde olan biri olarak özetledim ve gelinen bu noktada atılan bu imzaların çok önemli bir gelişme olduğunu, bu gelişme ile müzik sektörünün birazda olsa nefes alabileceğini söyledim. Bu güzel gelişmenin müzik yapımcılarını çok sevindirmiş olduğunu da gördüm. Telif konusundan sonra konu, müzik sektörünün en önemli sorunu olan mp3 sitelerine geldi. Bu konu hakkında da yıllar yılı bu satırlardan yazmış olduğum fikirleri paylaştım. Bu sırada yine çocukluk yıllarımda benim için bir fenomen olan sayın Neşe Demirkat da sohbetimize katıldı. 4 yapımcı ve bir gazeteci hep beraber fikir jimnastiği yapıp, görüş alış verişinde bulunduk. Özellikle fikirlerimi dikkatle dinleyen ve dinlerken de söylediklerimi aklının bir köşesine yazdığını gördüğüm Sayın Muhteşem Candan’la, ileride çok daha fikir alış verişinde bulunacağımızı hissediyorum. Ne de olsa sektörün en deneyimli, iyiyi de kötüyü de yaşamış biri kendisi… Konu müzik olunca biraz da eskilere götürmek istedim muhabbeti. Eee!!! Ne de olsa yıllarını müziğe vermiş olan önemli isimlerle, eskinin o güzel anılarını paylaşmak benim için ayrı bir keyif olacaktı. Muhteşem Bey, Muazzez Ersoy’a yapmış olduğu 2 albümde yaşadıklarını anlatırken, ben de heyecanla onu dinliyordum. Muazzez Hn.’ın Nostalji albümlerini yıllar önce yapmak istediğini, hatta o albümle çıkış yapmayı düşündüğünü; ama buna kendisinin engel olduğunu, daha yeni çıkış yapacak bir insan için, o dönemde eski şarkıların okunmasının riskli olabileceğini söyledi. Turhan Yükseler’le stüdyoda yaşadıklarını, ‘Kal Bu Gece’ parçasının nasıl bestelendiğini anlatan Muhteşem Bey’in her kelimesini dikkatle dinledim. Çünkü bir dönem bu albümleri dinler ve albümler yapılırken neler yaşandığını hep merak ederdim. Mustafa Bey de merhum Atilla Kaya ile yaşadıklarını anlatırken yine heyecanla kulağımı ona verdim. Benim için çok keyifli bir öğlen sonuydu. Yaklaşık 3 saat kaldığım Muhteşem Candan’ın ofisinden ayrılırken çok mutluydum.
Yine bu seyahatimde; gençlik yıllarımda ve lise çağlarımda çok büyük hayranlık duyarak takip ettiğim, albümlerini aldığım, filmlerini izlediğim 80’li yılların en popüler isimlerinden biri olan Sayın Serpil Benay’la tanışma, uzun uzun sohbet etme ve ortak işler yapmaya başlama imkanı buldum. Serpil Benay buğulu sesi, muhteşem yorumu ve güzelliğiyle kaset arşivimde hep özel bir yerde olmuştur. Uzun süre ortalarda görünmeyen Serpil Benay, geçtiğimiz yıl yapmış olduğu albümle yeniden müziğe dönmüş ve yapmış olduğu açıklamalarla, yaşadıklarıyla gündeme oturmuştu. Müziğe tekrar dönmesi beni çok sevindirmişti. İşte böyle yakından takip ettiğim ve hayranlık duyduğum Serpil Benay’la geçtiğimiz ay bir araya geldik. Etiler’deki ofisine giderken çok heyecanlıydım. Sevgili Özgen’e belli etmemeye çalışıyordum ama, kapı açıldığında Serpil Hanım’ı karşımda görünce heyecanım daha da arttı. Tokalaşıp öpüştükten sonra, onun o sevecen, sıcak hali benim hem heyecanımı aldı, hem de dilimi çözdü. Konuştuk. Dünden konuştuk. Bugünü konuştuk. Yarını konuştuk. Serpil Hanım çok iddialı projelerle yakında bomba gibi geliyor. Bunun müjdesini ben vereyim. Yakında Müzikram ekibi ve Serpil Benay ortak çalışmalarını görürseniz şaşırmayın. Çünkü ortak işler yapmaya karar verdik. Düşündüklerimizi, planladıklarımızı yapabilirsek güzel işler çıkaracağımızı düşünüyoruz. Bu arada hemen söyleyeyim Serpil Benay hala 80’li yıllardaki güzelliğine sahip. Yıllar ondan bir şeyler almamış, aksine vermiş. Toplantı masamızın üzerinde biz fikir alışverişi yaparken; bir yavru kedi dolaşıyordu, bir tanesi de koltuğun üstünde uyukluyordu. Kedilerle her ne kadar diyaloğum pek iyi olmasa da, oldukça hoş ve sıcak bir görüntüydü. Masanın üstündeki yavru kedi birkaç gün önce Serpil Hanım tarafından soğuktan ve yağmurdan kurtarılmış. Hayvanın bile şanslısı var yani…
Geçtiğimiz ay benim için çok önemli bir aydı kısaca... Uzun zamandır tanışmak istediğim, konuşmak istediğim kişilerle tanışma ve konuşma imkanı buldum. Ben bu satırları yazarken bilgisayarımda Ahmet Kaya’nın o buğulu sesi yükseliyordu. 16 Kasım 2000 tarihinde hayata gözlerini yuman Ahmet Kaya, sadece yaşamını yitirdi. Müzikleriyle, şarkılarıyla hep var olacak… Buradan bir selam gönderelim Ahmet Abi’ye… Onun tabiriyle “Gözüm sesini, şarkılarını çok özledik” diyelim…